Adampol'da soyadları çeşitli
arşivlerde kayıtlı 250'den fazla
göçmen yaşadı. Köyde, aşağı
yukarı 100 kişinin doğmuş olduğu
biliniyor. Kuşkusuz bu küçük
kitapta tüm kişileri tek tek
anmam mümkün değil. Ancak, köyün
en ilginç sakinlerinden, ayrıca
gelişmesine en çok katkısı
olanlardan söz edeceğim. İşte
onlar Adampol'un tarihini
yaratanlardır.
Köyün ilk sakinlerinin
özgeçmişlerini Prens Czartoryski
için Czaykowski yazmıştır.
Özgeçmişler, Adampol'u kurmanın
ve ayrıca gelişmesi için düzenli
şekilde büyük miktarlarda para
ayırmanın en önemli
gerekçesiydi. Listedeki ilk kişi
Kazimierz Probola'dır. Yaşamı ve
maceraları, ilginç ve kalın bir
kitabın konusu olabilir.
Yaşamını ayrıntılı olarak
anlatmadan, yalnızca
Czaykowski'nin yazdığı birkaç
cümleyle yetinilse bile, bu, Rus
ordusuna alınmış ve kaderin bir
cilvesiyle Osmanlı
İmparatorluğu'na katılmış
Polonyalıların durumlarını
açıkça ortaya koyabilecek
niteliktedir. Probola, Zamosc
kenti civarında, Katolik bir
köylü ailesinin çocuğu olarak
dünyaya gelmiştir. Kasım
Ayaklanması'nda 4. Süvari
Birliği askeri olarak savaşır,
çatışmaların birinde Ruslara
esir düşer. Ruslar genellikle,
esir aldıkları Polonya ayaklanma
ordusunun askerlerini zorla Rus
ordusuna alır, kendilerine
başkaldıran Çerkezlerle
savaşmaları için Kafkasya'ya
gönderirlerdi. Probola, Çar içim
savaşmak istemeyip Çerkezlere
sığınır. Fakat Kafkasya
dağlıları, yandaşları olan
Polonyalıları, düşmanları olan
Ruslardan ayıt edemezler. Bu
yüzden Probola, düşman ordusu
askeri olarak muamele görüp bir
Kürde satılır. Şansı varmış ki
sahibi kendisine karşı iyidir,
hatta İslâmiyet'i kabullenmesini
bile istemez. Probola, sahibiyle
bütün Anadolu'yu gezer,
Osmanlı'ya başkaldıran Mısır
Valisi Muhammed Ali'ye karşı
düzenlenen seferde de yer alır.
1839 yılında bir çatışma sonunda
esir düşer. Mısırlı
kumandanlardan İbrahim Paşa,
Probola'nın askeri yeteneklerini
fark edip onu, süvari tümeni
öğretmenliğine atar. Probola'nın
durumu Mısır'da iyidir ama
İslâmiyet'i kabul etmesi
istenir. Bu yüzden "Yukarı
Mısır'dan" (belki Yukarı Mısır
derken, o zaman Muhammed Ali'nin
eline geçen Lübnan'ı
kastetmektedir) kaçar ve çölü
yayan geçerek İstanbul'a ulaşır.
Orada ayakkabı tamirciliği ile
hayatını kazanmaya çalışır ama
"dürüst ve çalışkan olduğu
halde, arkadaşlarından biriyle
harap bir bodrumda yaşayacak
kadar zor duruma düşer".
Adampol'da üç yıllık çalışmadan
sonra Probola mütevazı bir ahşap
ev, bir tarla, birkaç kovan, at,
inek, ve iki dana sahibi olur.
Evlenir, 1847 yılında oğlu
dünyaya gelir. Adam Michal adını
koyar, çocuğun vaftiz babası
Michal Czaykowski, annesi ise
Ludwika Sniadecka olurlar (Ludwika
Şniadeçka, 19. Yüzyılda yaşamış
Polonyalı kadınların en
meşhurlarından biridir ve
Boğaziçi'nde 20 yıldan fazla
yaşamıştır). Czaykowski'nin
Prens Czartoryski'ye yazdığı 6
Haziran 1845 tarihli raporun 64
numaralı ekinde özgeçmişi
verilen, yeni yerleşen 24
göçmenden yalnızca ikisi Polonya
Kasım Ayaklanması'nda
savaşmamıştı. Çoğu -Probola
gibi- ayaklanmadan sonra ceza
olarak Rus ordusuna alınıp,
Kafkasya ve Çerkez esaretinden
sonra Adampol'a varmıştı.
Probola'nın arkadaşlarının çoğu
daha da korkunç ve feci olaylar
yaşamıştı. Örnek olarak iki vaka
anlatmak istiyorum. Çerkezlere
esir alınan Wojciech Bielak (Voyçeh
Biyelak) iki yıl köle olarak
çalıştırılmış, geceleri de,
kaçmaması için boynundan ağaç
gövdesine zincirlenmiş. Küçük
asillerden gelen Franciszek
Serafimowicz (Françişek
Serafimoviç) de Rus ordusuna
alınmış, ama çoğu arkadaşı gibi
Kafkasya'ya değil Besarabya'ya (Boğdan)
gönderilmiş. Vatanseverliği
yüzünden çok çekmiş.
Czaykowski'nin yazdığına göre,
yalnız bir ay içinde 2500 kamçı
yemiş. Dayaktan aklı karışmış.
Bu durumdayken yüzerek Tuna'yı
geçmiş. Orada kendisine
rastlayan Şark Ajansı'nın bir
adamı onu Adampol'a
yerleştirmiş. Ancak , Adampol'da
sağlığına kavuşmuş.
Çerkezlerin, Rus ordusundan
kaçanlara karşı kötü muamele
yaptıkları şeklindeki haberler
Polonyalıların kaçışlarını büyük
ölçüde durdurmuştu. Bu nedenle
1840'lı yılların ikinci
yarısında Adampol'u, Çerkez
esaretinden kaçıp gelen
Polonyalılar için iltica yeri
olarak koruma gereksinimi
giderek azaldı. Ama köy, Şark
Ajansı için "arka cephe" olma
fonksiyonunu devam
ettirdiğinden, varlığı "Hotel
Lambert" için önemliydi.
Adampol'un Polonyalı mülteciler
için bir sığınma yeri olması,
"Uluslar Baharı" hareketinin
Macaristan'da yenilgiye
uğramasından sonra tekrar önem
kazandı. O zaman Osmanlı
İmparatorluğu'na yüzlerce
Polonyalı geldi. Sonuçta
1849-1851 yılları arasında
Adampol'a hemen hemen 100 yeni
göçmen geldi. Adampol'daki
mezarlıkta ilk taşlar da
belirmeye başlar bu arada. İlki,
Aralık 1850'de ölen Karol
Zarzycki (Karol Zajıtski)'ye
aittir. Şubat 1851'de Binbaşı
Franciszek Michalowski (Frankçişek
Mihalovski), kısa bir süre
sonra, Temmuz 1851'de Wladyslaw
Jelenski (Vladislav Yelenski)
ölürler. Hiç birinin kabir taşı
koyacak kimsesi yoktur, bu
yüzden mezarlarından hiç iz
kalmamıştır. Karol Zarzycki ile
Binbaşı Franciszek Michalowski
hakkıanda hiç bir şey
bilinmiyor. O zamanlarda
Czaykowski yeni gelen
göçmenlerin özgeçmişlerini
yazmıyordu.
| |
|
 |
 |
Wladslaw Jelenski'ye, Adampol
halkı içerisinde renkli
hayatıyla ön plana çıkmış
birisidir. 1821 yılında, toprak
sahibi, zengin ve asil bir
ailenin oğlu olarak dünyaya
gelir. Liseyi Wilno'da bitirir.
Gerçi Dorpat'ta (şimdi
Estonya'daki Tartu) yüksek
öğrenime başlar., ama kısa bir
süre içinde bir yer altı
örgütüne katılır. Ruslar
faaliyetini saptayınca 1837'de
Fransa'ya kaçmak zorunda kalır.
Orada, güverte tayfası olarak
donanmanın ticarî bölümünde
çalışmaya başlar. Birkaç yıl
sonra subaylığa yükselir, donama
teori ve pratiğine ilişkin
yazılarıyla şeflerinin dikkatini
çeker. Fransız gemici kimliğiyle
bütün Avrupa, Meksika, Haiti,
Brezilya, Şili ve Senegal
kıyılarını tanıma olanağı bulur.
Fakat Polonya'da silahlı bir
ayaklanmada yer alma
düşüncesinden asla
vazgeçmemiştir. Plymouth'tan
Czartoryski'ye, 12 Ocak 1846'da
gönderdiği mektubunda ilginç bir
öneride bulunur. küçük gemiler
Baltık Denizi'ne girip Rewal
limanında duran Rus gemilerini
yok edeceklerdir. Çıkarma
birliği ise, Rusya'nın elindeki
Estonya'da karaya çıkıp,
Ruslarla savaşmak için
Litvanya'ya gidecektir. Bu
tasarı, fazla maceracı göründüğü
gerekçesiyle Prens tarafından
kabul edilmez. Jelenski, ayrıca
Litvanya ile Beyaz Rusya'nın iç
politikası hakkında prense
ayrıntılı bilgi iletmeye devam
eder. Jelenski, Uluslar Baharı
Hareketi'nin yenilgiye
uğramasından sonra Polonya
birliklerinin Macaristan'dan
Osmanlı İmparatorluğu'na kaçışı
sırasında Şark Ajansı'yla sıkı
ilişki kurar. Ajansın isteğiyle,
Polonyalıları Dobruca'da
yerleştirme projesini, padişaha
sunmak üzere kendisi hazırlar.
Bu hayalperest gemiciyi,
dünyadan -aynı zamanda denizden-
uzak bir köşeye, Adampol'a
yerleşmeye ne itti bilinmez.
Belki kadınlar... Çünkü
Adampol'a iki Fransız hanımla
birlikte gelmiş, ailesinden
düzenli olarak aldığı paralar
sayesinde çiftliğini
geliştirmeye başlamıştır.
Jelenski'nin büyük planları ani
ölümü yüzünden gerçekleşemez. Bu
ölüm, yaşadığı çevre için
beklenmedik bir olay olur. Çünkü
henüz otuz yaşındadır. "Uluslar
Baharı'na katılanlardan
Adampol'a gelip de ev kuranlar
arasında Polonezköy'de yaşayan
Biskupski ailesinin kurucusu
İstabullu fakir bir terzi vardı.
Terzi Mateusz Biskupski (Mateş
Biskupski) Polonya'daki Gliwice
kenti yakınlarında doğmuş. Kasım
Ayaklanması'ndan sonra
Varşova'ya gitmiş, tahminen 1838
yılında İstanbul'a gelmiş,
birkaç kişilik ailesinin
geçimini temin etmek için
Adampol'a yerleşmişti. 1896
yılında öldüğü zaman seksenini
geçmiş bulunuyordu. General
Zamoyski'nin tümenin
feshedilmesiyle köye daha çok
göçmen geldi. Aralarında,
Adampol'un en kalabalık üç
ailesinin, Kepka (Kempka),
Dochodo (Dohodo), Wilkoszewski (Vilkoşevski)'lerin
ataları da vardı. Bu aile
reisleri arasında hayatı en
ilginç olan kişi Ignacy Kepka (Ignatsı
Kempka) idi. Köydeki söylentiye
göre çocukken Kasım
Ayaklanması'na katılıp mermi
dökümünde çalışmış, sonra
Polonya birliklerinin birine
katılarak askerlere yardım
etmiş, Wola'ya (Vola:
Varşova'nın bir semti) hücum
edilinceye kadar ayaklanma
ordusunda kalmıştı.
Ignacy Kepka'nın doğum tarihi
kesin olarak bilinmiyor.
Bulabildiğim belgelerde üç ayrı
tarihe rastladım: 1813, 1821ve
1832. 1813 ve 1832 tarihleri,
kahramanımızın 1831 yılı Kasım
Ayaklanması'nda çocukken
katılabilmiş olmasına olanak
vermiyor. 1821'de ise, 10
yaşında bir çocuk olarak
ayaklanmacılarla birlikte olması
mümkün. Ruslar'a karşı ulusal
mücadeleye katılmasıyla ilgili
öyküler uzak yerlere kadar
ulaşmış. Bunlar söylentiler ama
Kırım Savaşı emekli askerleri
arasında en uzun yaşayan kişi de
Ignacy Kepka idi. Adampol'un
bütün sakinleri kendisine her
zaman büyük saygı gösterirlerdi.
Hatta kilisede, ihtiyar Kepka
için güzel, kırmızı kadife kaplı
bir koltuk yaptırmışlardı. Kepka,
Adampollular için köyün
zorluklarla dolu ilk yıllarının
simgesiydi. Bütün köy için
değerli bir anı olan çakmaklı
tüfeği, Polonya'nın İstanbul
Başkonsolosu'na hediye edildi,
şimdi Varşova Askerî Müzesi'nde
bulunmaktadır. Adampol'un renkli
simalarından birisi de Jan
Dochoda (Yan Dohoda) idi. Büyük
bir olasılıkla Doğu Polonya'da
yaşayan Kazaklardandı. Doksan
yaşında bir ihtiyar iken,
öleceğini hissettiğinde oğlu
Jakup (Yakup)'tan eve bir demet
saman getirmesini istemiş. Oğlu
samanı döşemeye sermiş, ihtiyar
da, "bu, askerin son
dinlenmesidir" demiş ve gönül
rahatlığıyla saman üzerine
uzanmış, ruhunu teslim etmiş.
Bir başka büyük ailenin kurucusu
Teodor Wilkoszewski, (Teodor
Vilkoşevski) Lwow (Lvov)'luydu*.
Epitafından anlaşıldığına göre,
1848 yılında Krakov'da
Avusturya'ya karşı patlak veren
ayaklanmaya katılmış, kırım
Savaşı'ndaysa General
Zamoyski'nin tümeninde görev
yapmıştı. Yukarıda anılan üç
kişiyle birlikte köye 100 kadar
başak askerde yerleşmiştir.
Çoğu, Adampol'da devamlı kalmaya
karar verir. Bu olay, köyü
epeyce değiştirir. Çünkü, 1856
yılına kadar köyün nüfusu 10 ile
20 arasında değişmiştir. Ancak
1856 yılında (Kırım Savaşı)
hızla artar ve nüfus 121 kişiye
ulaşır. Polonyalılar, 1877-1878
yıllarındaki Osmanlı-Rus
Savaşı'na da katıldılar. Osmanlı
ordusuna Polonyalılardan
birlikler oluşturuldu. Bir sürü
Polonyalı da zoraki olarak Rus
ordusunda savaşıyordu. Bu savaş
sonucunda yine birkaç kişi
Adampol'a yerleşti. Aralarında,
Ochocki (Ohotski), Nowicki (Novitski)
ve *Lwow, Ukrayna'da bir kent.
Minakowski (Minakovski) gibi
büyük ailelerin kurucuları
Andrzej (Andjey) Ochocki, Jan
Nowicki ve Pawel (Pavel)
Minakowski de vardı.
Diğer önemli bir ailenin reisi
olan Wincenty Ryzy (Vintsentı
Rıji), 1880'li yıllarda köye
yerleşti. Tıp öğrencisiyken
ulusal yer altı örgütlerinde
çalışması yüzünden Rus
yetkililerince Sibirya'ya
sürgüne gönderildi. Adampol'un o
zamanki yöneticisi olan dayısı
Stanislaw Drozdowski (Stanislav
Drozdovski) sayesinde
Sibirya'dan dönebildi. Daha
sonra genç Winccenty Ryzy,
yönetici mülkünün mirasçısı oldu
ve köyde nüfuzlu büyük bir kişi
durumuna geldi. Orada
toplantılar düzenlenir ve köyün
önemli konukları ağırlanırdı.
Evindeki birkaç ciltlik anı
defterinde anı defterinde çok
çeşitli uluslardan kişilerin
yazıları bulunmaktadır. Wincenty
Ryzy'nin evinde ayrıca zengin
bir Polonya kitapları
koleksiyonu da vardı. Gajeviç
ailesinin kurucusu Niko Gazewic,
köye yerleşenler içinde Rusların
hışmına uğramayan tek kişi olsa
gerekti. Çünkü Polonyalı
değildi. Yine de, Slav ve
Katolik olduğu için köyün
yaşamına ayak uyduruyordu.
Önceleri Zagreb civarlarında
yaşayan bir Hırvat idi. Niçin
Adampol'a yerleşmeye karar verdi
bilinmiyor. Adampol'dan bir
kızla evlendi. Köy halkı
kendisine saygı gösteriyor
olmalıydı ki, 1893'te muhtar
seçildi.
19. yüzyılın sonlarında
Adampol'un bir çok sakini
ölmüştü ama gene de nüfusu 150
kişiden az değildi. O zamana
kadar köy, ilk göçmenlerin, yani
ulusal ayaklanmacılar ve
savaşlara katılan askerlerin
etkisi altındaydı. Bu insanların
gurbette geçirdikleri günleri
her zaman zoraki bir durum
olarak kabullenirlerdi. Onlar
için Adampol, yeni doğacak
Polonya'ya açılan yolun yalnızca
bir durağıydı. 1866 yılında,
Adampollu Polonyalılardan biri,
İstanbul'dan gelen bir başka
Polonyalının, evini niçin çitle
çevirmediği sorusuna şöyle cevap
verir:"Kimin için çit yapayım,
ağaç dikeyim? Yarın vatanım beni
çağıracak, elime silah verecek,
Polonya'ya gideceğim. Emeğimden
bir Yunanlı ya da Türk
yararlansın istemem..."
Bu tip eski askerlerin köye bu
türlü yaklaşımları özel bir hava
yaratmıştır. Çocuklar, ulusal
savaş ve vatan sevgisi havası
içinde büyürlerdi. Siyasî
göçmenlerin çocukları olmaları,
onlarda ulusal bir bilinç
yaratıyordu. Aynı durum, kendi
dilleri, kuşaktan kuşağa geçen
inşaat kuralları, ya da evlenme
adetleri için de geçerliydi.
Kısacası yurtseverlik, köy
halkının karakter yapısını
biçimlendiren unsurlardan
biriydi. Osmanlı
İmparatorluğu'nda doğan
Adampolluların bile kendilerini
Polonyalı saymalarının başlıca
nedenlerinden biri, yine bu
yurtseverlikti. Fakat ilk
göçmenlerin oğulları ile
kızları, köyü artık babalarından
farklı bir gözle görüyorlardı.
Yeni kuşağın zamanında yaşam
koşulları eskisi kadar zordu,
ama Adampol'da doğanlar, bu köyü
kendilerinin küçük vatanı
sayıyorlardı. Orada ölünceye
kadar yaşayacakları olgusu
onları korkutmuyordu, bu yüzden
Adampol'un daha da güzelleşmesi,
zenginleşmesi, yaşamın ise
neşelenebilmesi için gayret
gösteriyorlardı. Sonuç olarak
evleri, çiftlikleri
ana-babalarınınkinden daha
düzenli bakımlı olmaya başladı.
Adampol'da yaşayan bu yeni
gençlik, köyün gelecekteki
zenginliğinin temelini atacak
olan kuşaktı. Mateusz (Mateuş)
Biskupski'nin yıllarca muhtarlık
yapan oğlu Ludwik (Ludvik)'in
bunda önemli bir rolü vardır.
Polonyalılığın, Polonya okulunun
yanı sıra en önemli koruyucusu
olan köy kilisesi ile de
ilgilendi. Köyün en saygı değer
sakinleri arasında yer aldı. 82
yaşındayken, 3 yaşındaki bir
çocuğu, koşan atlıların altından
kurtarırken ağır yaralandı.
Çocuğu kurtardı, fakat kendisi
öldü.
20. yüzyılın başlangıcıyla
birlikte Adampol'da gerçek bir
refah dönemi başladı. Bu refah
köy halkının sayısının
artmasından da belli olmaktaydı.
Jan Dochoda (Yan Dohoda) 4 oğul
sahibiydi, ama bu oğullarından
tam 40 torun sahibi olmuştur.
Wilkoszewski (Vilkoşevski)'lerin
sayısı yalnızca biraz daha azdı.
Köyde eğlenmeyi seven gençlerin
sayısı artmaya başladı ve
Adampol capcanlı bir köy oldu.
Göçmenler Adampol'a yerleşmeye
devam ediyorlardı. Örneğin 1902
yılında Poznan yöresinden Pawel
Ziolkowski köye geldi. Hem köy
muhtarı, hem de Adampollu
çocukların öğretmeni oldu ve
Polonya'ya bağlılık düşüncesini
yaygınlaştırmada önemli bir rol
oynadı. Adampol üzerine yazılmış
ilk kitabın yazarıdır. "Adampol"
adlı bu kitap, 1922 yılında
Fransızca, 1929 yılında ise
Polonezce olarak yayınlandı.
İlk yerleşenlerden yalnızca
Ignacy Kepka Polonya'nın 1918
yılındaki kurtuluşuna kadar
yaşadı. Artık Polonya'ya
dönemeyecek kadar yaşlıydı. 1923
yılında öldü. Yalnızca Wincenty
Ryzy'nin oğlu Stanislaw (Stanislav),
Polonya'ya temelli olarak dönüş
yaptı. Eski ayaklanmacılar ve
gezginlerin oğulları için
Adampol köyü onları Polonya'ya
götüren yolun bir durağı değil,
-daha önce dediğim gibi-
vatanlarıydı. Onlar için Polonya
sanki "Ulusal Kâbe" gibiydi.
Oraya, hayatlarında hiç olmazsa
bir defa "vatanseverlik haccı"
yapmak üzere gitmeyi görev
bilirlerdi. Pek az kişi oldukça
pahalı olan bu yolculuğa
çıkardı. Çıkamayanlarsa bu
dileği çocuklarına miras
bırakırlardı. Adampolluların
üçüncü kuşağı, yani ilk
yerleşenlerin torunları,
Polonya'ya temelli dönmeyi artık
hiç düşünmez oldular, ama
kendilerini Polonyalı
sayarlardı. Onlardan birkaç
kişiyi tanımak şansına eriştim.
İşte en çok onlara minnettarım.
Anlattıkları öyküler, Adampol'un
tarihi ile yaşam tarzını,
havasını tattırdı bana.
1971-1973 yıllarında Adampol'a
yaptığım birkaç yolculukta
Zygmunt Biskupski'nin evinde
misafir kaldım.
| |
|
 |
 |
Onun babası Ludwik'in oğlu Jozef
doksan yaşını geçmişti artık.
Ama hem akıl, hem de vücut
sağlığı yerindeydi. Köyün
geçmişi, avcılık serüvenleri ve
Adampol'un büüyk sırrı Heinrich
Albertall hakkında ki öyküleri
nefes kesiciydi. Jozef
Biskupski'de Polonya özlemi hâlâ
yaşıyordu o zamanlar. 1973
yılının bir mayıs akşamı, bu
hayat dolu ihtiyar bana kemen
çalarak, doğduğum köyde de
duyduğum birkaç melodi dinletti.
Melodiler arasında Dabrowski (Dombrovski)
Mazurkası, yani Polonya Ulusal
Marşı da vardı. Mateusz
Biskupski'nin başka bir torunu,
Jozef'in en küçük kardeşi olan
Profesör Ludwik Biskupski'yi de
tanıdım. Kendisi 1906 doğumlu.
Adampollular o sıralar artık
çocuklarını okutacak kadar
varlıklıydılar. Ludwik'in
eğitimi temel eğitimle bitmedi,
İstanbul'da liseyi bitirdi.
Sonra Paris Sorbonne
Üniversitesi'ne gitti. 1931
yılında orada edebiyat dalında
doktora yaptı. Türkiye'ye
dönünce İstanbul Üniversitesi,
Mühendislik Yüksek Okulu ve
Kuleli Askerî Lisesi'nde ders
verdi. Birçok bilimsel makale ve
kitap yazdı. Aldığı sayısız
nişan arasında Polonya (Polonya
Restituta, Polonya Halk
Cumhuriyeti Liyakat Altın
Madalyası), Vatikan ve Fransız
madalyaları da bulunmaktadır.
İstanbul'da her kalışımda
kendisini ziyaret ederim. Beni
her zaman bir likör kadehi ile
karşılardı. Profesör Biskupski
vefalı bir Türk yurttaşıydı,
aynı zamanda de kendisini
Polonyalı hissederdi. Her şeyden
önce Adampol'u çok severdi.
Hatta bir zamanlar, Polonya
halkına kötü örnek olmamak için
Şikago'da kârlı bir işten
vazgeçmiş. O zamanlar, sakin ve
dayanışma içinde bir yaşam süren
Adampol halkının korunacağını
sanıyordu. Temelli olarak
İstanbul'a yerleşmişti ama, boş
zamanlarını Adampol'daki küçük
evinde geçirirdi. Bilimsel ve
pedagojik konulardan başak
toplumsal ilişkilerle ilgili
olarak da gazetelere yazılar
yazdı. Polonya ve
Polonya-Türkiye ilişkileri
konulu birkaç makale hazırladı.
Bu yazılar sayesinde Profesör
Biskupski "Polonya Haccı'na
gidebildi. Polonya kökenli bir
bilim adamı olarak Polonya'da
1976 yılında düzenlenen Bilim
Kongresi'ne davet edildi.
Adampol'da her kalışımda Jan
Dochoda (Yan Dohoda)'nın 80
yaşına yaklaşan torunu Janusz (Yanuş)
Dochoda'yı ziyaret ederdim.
Neslinin her temsilcisi gibi o
da köyüne aşıktı. Köyün
sonbaharının yaklaştığından
yakınırdı ama, durumu gerçekçi
olarak değerlendirirdi. Köyün
Polonya karakterini korumasının
olanaksız olduğunun
bilincindeydi. Adampol'u
ziyarete başladığım zamanlarda
köyün en çok saygı gören
sakinlerindendi. Daha önce
defalarca muhtar seçilmişti.
Janusz Dochoda ayrıca iyi bir
çiftçi idi. 30'lu yıllarda
yetiştirdiği düve, yerli tarım
sergisinde ödül kazandı. Janusz
Dochoda benimle görüştüğünde
Polonya'yı görme arzusunu
defalarca dile getirdi...
Sağlıklı ve güçlü olduğu zaman
böyle bir gezi için zamanı
olmamıştı, ancak 74 yaşında iken
bu düşü gerçekleşti, oğlu ve
torunları ile "Kabe"sini
görebildi. Wincenty Ryzy (Vinsentı
Rıjı)'nın kızı Zofia (Zofiya)
daha şanslıydı. Polonya'yı
birkaç defa ziyaret eden Zofia,
Polonyalılık ruhunu Adampolda
koruma, yayma işinin fedakar bir
neferiydi.
Hayat ve gençlik dolu Polonya
köyünün turistik bir kasabaya
dönüşmesini hayatının sonuna
kadar kabullenemedi. Köyü terk
edenlere kızardı. Hatta, köyden
göçü durdurmak için Adampollu
bekârlara Polonya'dan
evlendirilmek üzere kızlar
getirmeyi düşlerdi. Sayısız
söyleşiler ve basındaki yazılar
sayesinde Polonya'da oldukça
tanınan bir kişi oldu. 1986
yılındaki ölümü herkesçe üzüntü
ile karşılandı. Mermer mezar
taşında Polonya hükümetinin
kendisine vermiş olduğu nişan ve
aşağıdaki sözler kazılıdır: "Zofia
Ryzy, 1903-1986, Wincenty'nın
kızı, atalarının geleneklerine
sadık, hayatı boyunca Adampol'un
manevi sanatçısı ve destekçisi,
Polonya halkının sevgilisi,
Polonya hükümetinin hizmet
nişanı ile ödüllendirilmiştir".
Köy değişti, ama yine de
varlığını sürdürüyor. Bir çoğu
bir daha dönmemek üzere bu
dünyayı terk ettiler. 1989 yılı
sonbaharında Rajmund (Raymund)
Dochoda öldüğü zaman çok
üzüldüm. Öldüğünde yetmişine
yaklaşmıştı. İstanbul'da
oturmakta ve Feustel nakliyat
firmasında çalışmaktaydı. Yine
de baba ocağından vazgeçmemişti
ve boş zamanlarını, yaşlı kiraz
ağaçlarının çevrelediği evinde
geçirdi. 1986 yılında İstanbul'a
küçük bir bursla geldiğimde bana
lojman verilmedi. Bu süreyi onun
İstanbul'daki işte bu evinde
geçirdim. Raymund Bey bir aydan
fazla bir zaman beni konuk etti.
Adampol konulu Türkçe kitabımı
defalarca konuştuk. Maalesef bu
kitap basılmadan öldü. Yukarıda
andığım bütün kişiler artık
yaşamıyorlar. Köyü inşa
edenlerden hiç kimse kalmadı.
Adampol konulu kitaplarımı,
mevcut arşiv ve kaynaklar yanı
sıra köyün bir çok sakininden
aldığım bilgiler sayesinde
yazabildim.
Onlar da bu kitabın birer
yazarıdırlar. Ne yazık ki, Jerzy
Ochocki, Bernard Nowicki, Franek
Wilkoszewski, Marian Dochoda,
Emilia Kepka, Witold Mnakowski,
Berta Ryzy, Leonard Dochoda,
Ankara'da yaşamış olan ama
Adampol'a aşık Edwin Ryzy,
karısı Wanda ile Zygmunt
Biskupski, Apolonia Ryzy bir
daha hiçbir şey
anlatamayacaklar. Onları
kalbimizde, hatırımızda
yaşatalım... |
 |