1842
yılı Ocak ayında Prens
Çartoriski, Paris'ten yazdığı
mektupta, Lazarist rahiplerine
İstanbul yakınlarındaki
arazilerinde bir Polonya
Kolonisi kurulmasını teklif
ediyordu. Lazarist rahipleri
teklifi kabul edince, 3 Mart'ta
temsilci Çaykovski ile anlaşma
imzalandı. Anlaşmaya göre Prens
Çartoriski, Lazarist rahiplerine
ait olan toprakların bir kısmını
sonsuza kadar kiralıyordu. Bu
anlaşma Osmanlı topraklarındaki
Polonya tarım kolonisinin
başlangıcını teşkil ediyordu.
Lazaristler bu toprakları,
İstanbul'daki Fransız
Büyükelçiliği'nin bankerlerinden
olan Glavani'nin karısı Rause
Glavani'den hediye olarak
almışlardı. 19 Mart 1842'de
koloniye dini bir törenle "Adampol"
adı verildi. Bu ad, kurucusu
Adam Çartoriskinin adıyla
Polonya'nın ilk hecesinin
birleştirilmesinden oluşmuştu.
Türkler, Polonyalıların
yerleştiği bu köşeye, Adamköy,
Polonez karyesi ve son olarak,
Polonezköy adını verdiler.
Polonyalıların yerleşmesinin
kararlaştırıldığı bu topraklar,
bir zamanlar İstanbul'a gelen
çingenelerin konakladığı,
Alemdağ eteklerinde "büyülü
Çingene toprakları olarak anılan
yerde bulunuyordu. Arazi, vahşi
çalı ve dikenlerle kaplı,
verimsiz ve kuru bir toprak
parçası görünümündeydi.
Yerleşilmesini elverişli kılan,
ormana yakın olması ve
ortasından da bir un değirmenini
çalıştırabilecek iki dağ
deresinin geçmesiydi. Arazinin
Saint Vincent d'Asie adı verilen
kısmı ise, bakımlıydı. Burada
Lazaristler oturuyor, çok sayıda
küçük ve büyük baş hayvan, kümes
hayvanları, ev kuşları
besliyorlardı. Elverişli iklim
sayesinde, bağ ve bahçecilik
işleri yapıyorlardı.
Kolonide başlangıçta, Prens
Çartoriskî tarafından kölelikten
kurtarılan Rus Ordusu ve 1848
Macar Ayaklanması kaçağı
askerler ve subaylar
yerleştiler. Verimsiz ve
işlenmemiş topraklan çıplak
elleriyle çalışarak, tarım
yapılacak hale getirmek,
kolonistler için kolay olmadı.
Bütün bu zorluklara rağmen
Polonyalı kolonistler
kendilerine kucak açtığı için,
Türkler'e minnettardılar. Koloni
başkanlığına, Emanuel
Drohoyovski'nin (Emanuel
Drohojowski) ayrılmasıyla,
istanbul temsilciliği yöneticisi
Çaykovski tarafından, aynı
zamanda din işlerine bakan Papaz
Sadovski atandı.
Ondan sonraki koloni yöneticisi,
Vinceti Ravski (VVincenty Rawsky)
idi.Koloni yöneticisi önceleri
lazarist rahiplerinin mülkü olan
binada kalıyordu. Daha sonra
Çaykovski, ayrı bir yöneticilik
binası inşa edilmesine karar
verdi. Fakat bu düşüncesini
hemen gerçekleştiremedi, tarım
alanı olarak seçilen arazinin
kullanılabilecek hale
getirilmesi için gece gündüz
uğraşan, ayrıca kendi evlerini
inşa etmeye çalışan
kolonistlerin, hemen hiç boş
vakitleri yoktu. Ayrıca inşaat
için yeterli paranın da
sağlanamaması, inşaatın temel
safhasından ileri gidememesine
sebep oldu.
Uzun bir süre sonra, ancak 1846
yılı Haziran'ında, inşaat
tamamlanabildi ve "Polonya Evi"
adı verildi. Mihal Çaykovski,
Polonyalı kolonistlerin bir
ölçüde vatan hasretini
gidereceği ve aynı zamanda
Türklere Polonya kültürünü
tanıtacağı düşüncesiyle, Prenses
Çartoriski'den, ev için mobilya
ve Polonya konulu tablolar
sağlamasını rica etti. Çaykovski
Kont Vladislav Zamoyski'nin
eşinden de, fransızca ve lehçe
kitaplardan oluşan bir kütüphane
kurmasını istedi. Oldukça
pahalıya mal olan yöneticilik
binası, iki yıl gibi kısa bir
süre sonra, bakımsızlık
nedeniyle onarım gerektirecekti.
1842-1848 yılları arasındaki
Adampol'de, durum şöyleydi: 1842
yılında Lazarist rahiplerinden
kiralanan topraklarda koloni
kurulmasından sonra, buraya
isteyenler için rahiplerin
çiftliği, ilk sınanma ve
eğitilme yeri haline gelmişti.
Aynı yılda 6 Polonyalıyla
Katolikliği kabul eden bir Sırp,
davranışları ve çalışmalarıyla
yararlı olacaklarını
kanıtlayarak, arazinin,
Fransızlara "Saint Anton",
Polonyalıların Adampol dediği
kısmına yerleştirildiler. Bu
kısım, işlenmemiş 500 hektarlık
toprağın, vahşi çalı ve dikenler
kaplı bir bölümüydü. Lazarist
rahipleri, başlangıçta Prens
Adam Çartoriski ile birlikte
koloninin kurulması için bazı
masraflara katıldılar. Bir
kişinin Fransa'dan getirilmesi,
aşağıdaki, aşağı-yukarı 800
piastr olarak hesaplanıyordu. Bu
miktarın içinde, getirilen
kişiye gerekli olacak tarım
âletleri, hayvan ve tohum
masrafları da bulunuyordu.
Osmanlı pazarlarından, satın
alınıp kölelikten kurtarılan
Polonyalılar ise, daha ucuza
maloluyordu. Kolonistler
tarafından işlenecek olan arazi
parçasının lazaristlerin
topraklarından tamamen ayrılması
kararlaştırılmıştı. Ama
kolonistlerin sayıları, ne de
sonraki anlaşmalarda
sınırlandığı için, Bâb-ı Âli
Hükümeti tarafından şüphe
uyandırmadan ve işgalci
devletler tarafından fark edilip
sınır dışı edilme tehlikesi
olmadan, koloniye çok sayıda
asker kaçağı kabul etmek mümkün
oluyordu. Koloni, Polonyalıların
düşmanlarına karşı,
güvenliklerini garanti eden bir
nitelik taşıyordu. Prens Adam
Çartoriski tarafından lazarist
rahiplerine verilen paranın
geliri, özellikle çok sayıda
Asya'da bulunan Polonya halk
gruplarına yardım amacına dönük
bir sermaye olarak görülüyordu.
20 Haziran 1842'de kolonide
kanunlaşan yönetmeliğin 19.
maddesinden üçü, koloni içinde
güvenliği, dinî ve ahlâkı
davranışları denetlemeye
yönelikti. Bunlara göre kolonide
yerleşmek isteyenlerin mutlaka
Katolik Polonyalı veya Slav
olmaları, ayrıca tavsiye
mektubuna sahip bulunmaları
gerekiyordu. Çartoriski
taralından kendilerine toprak
alınan Polonyalılar, en kısa
sürede evlerini inşa etmek için,
sadece kendi güçlerine güvenmek
zorundaydılar. Koloninin
varlığının başlangıcında, 12
kişi, 5 çiftliğe paylaştırılmış
durumdaydı. Bunların çoğu
Varşova, Kaliş, Zamose, Plock,
Kamienice Podolski gibi, Polonya
topraklarından gelip, Rus
ordusuna zorla alınan ve oradan
kaçan askerlerdi, işte böylece,
çeşitli ama benzer yollardan
gelip Adampol'da buluşan bu 12
kişi, Boğazın Asya kıyısındaki
Polonya köyünün ilk kurucuları
oldular.
Koloninin kurucularından kısa
bir süre sonra Mihal Çaykovski,
kendi inisiyatifini kullanarak,
köyün, Fransız rahiplerinden
bağımsız olmasını sağladı.
Osmanlı topraklarındaki Polonya
kolonisi, parçalanmış Polonya
Devleti ve Polonya sınırları
dışında kurulan, ilk köydü.
Kolonide bulunan Polonyalılar,
koloninin ve dolayısıyla
kendilerinin, Fransız
Hükümeti'nin koruma ve gözetimi
altında olduklarını çok iyi
biliyorlardı. Kendilerine
Osmanlı toprakları sınırları
içinde serbestçe hareket imkânı
ve toplumda iyi bir statü
sağlayan, özel bir belge
verildi. Bunun yanı sıra, koloni
içinde durum, maalesef, pek de
iç açıcı değildi.
Zaman-zaman koloniye gelen, güç
şartlardaki yaşam koşullarında
ruh sağlığını yitirmiş asker
kaçakları, koloni içinde
huzursuzluğa sebep oluyorlardı.
Ayrıca lazarist rahipleriyle,
koloni yönetimi arasındaki
diyalog yetersizliği de,
kolonistlere çeşitli zorluklar
çıkarıyor, sorunların
çözülmesini uzatıyor ya da
güçleştiriyordu. Lazarist
çiftliğinde çalışan işçi ve
kolonistler, az yemek
verildiğinden ve işin
ağırlığından şikâyet
ediyorlardı, sadece yemek için
değil, yemek tabağı için bile
birbirleriyle kavga ettikleri
zamanlar oluyordu. Vahşi dikenli
arazide çıplak ayaklarla,
paralanmış elbiselerle
çalışıyorlardı. Olumsuz ve
yetersiz şartlar, sonunda, her
iki taraf için güvensizlik ve
sıkıntıya sebep oluyordu.
Lazarist rahipler,
Polonyalıların kendilerine
mutlak itaat etmelerini
istiyorlar, bu da kolonistlerin
hoşuna gitmiyor, anlaşmazlıklar
ve sürtüşmeler duyuyordu.
Kolonistlerin kendi evlerini
inşa etmeye başlamalarıyla,
anlaşmazlıklar yatışmaya
başladı. Başlangıçta toprağın
altına ev yapılması fikri
düşünüldüyse de, ilk koloni
başkanı Emanuel Drohoyovski bu
fikirden vazgeçti ve taştan
evlerin yapımına başladı.
1842 yılı Eylül'ünde, bütün
olumsuz şartlara rağmen
Adampol'a yeni kolonistler
gelmeye başladı. Bazıları ise
koloniyi terk etti. 1843 yılı
Ocak ayında Adampol'de 19
Polonyalı vardı. Bunlardan
17'si, tüm haklara sahiptiler,
iki tanesi ise lazarist
çiftliğinde deneme safhasında
çalışıyorlardı. Toprağın vahşi
çalı ve dikenlerden temizlenmesi
ve evlerin yapılmasından sonra,
koloni bir köy görünümü almaya
başladı. Kolonistler peynir ve
tereyağı üretimine başladılar,
küçük bir sebze bahçesi
yaptılar. Ürünlerinin büyük bir
kısmını kendileri tükettiler,
geri kalanını İse Boğaz'da ve
İstanbul'da pazarladılar. 1845
yılı Şubat ayında Paris'te,
Polonya kolonisinin yok
olmasından endişe duyuldu. Çünkü
lazarist rahipleri topraklarını
"Miller" adlı bir kişiye
kiralamışlardı. Miller
lazaristlerin topraklarında
bulunan Polonya kolonisinin
gereksinimlerini hafife
alıyordu. Çaykovski, Adampol'e
art toprakların, Çarto-riski
ailesine veraset yoluyla geçmek
üzere 4500 Fransız Frangına
satın almayı, lazarist
rahiplerine teklif etti.
Lazarist rahipleri, Prens
Çartoriski'nin politik durumunun
değişmesiyle, koloninin
kaybolacağını öne sürerek,
teklifi kabul etmediler.
Başlangıçta kolonistler
kendilerine gösterilen her tür
ağır işte çalıştılar.
Mukavelelerinin Paris'te mi,
İstanbul'da mı, yapıldığıyla
ilgilenmek, akıllarına gelmedi.
Hangi haklara sahip olduklarını
bile ayrıntılarıyla
bilmiyorlardı. Daha sonra
durumları biraz düzelince,
koloni topraklarındaki haklarını
bilmek istediler. Aynı zamanda
toprağın kişiler arasında geçit
olarak paylaştırılmasını
istediler. |
 |
| |
|
|